Kitap okuma, farklı yaş ve meslek gruplarından insanlarla konuşma ve onaylanma kişinin sahip olduğu dili geliştirmesinde büyük rol oynar. Bilinçli olarak bir dili kullanmak ise dilin nasıl bir dil olduğunun farkında olmakla başlar. Bu da diğer yabancı dil öğrenimlerinin temelidir.
- "İngilizce öğrenirken Türkçe'yi unutun". Kötü bir şaka olmalı!
Yıllar yılı dil öğretiminde insanımıza işlenen ama öğrenme süresini uzatmaktan, bir çok kişi için dil öğrenmeyi kabusa dönüştürmekten başka bir işe yaramayan bu tekerleme ne kadar doğru bir bakalım:
Örneğin: Masaya bakarak “This is a table.” cümlesini kuran bir öğretmen, öğrencisinin “Masaya table diyorlarmış. Ya da masanın İngilizcesi table” şeklinde düşünmesini engelleyemez. Çünkü insan yeni bilgiyi daima daha önceki öğrendiklerinin üzerine kurar. ( Sevgili genç öğretmenlerimiz ne yaparsanız yapın öğrenciye masayı unutturamazsınız :) )
Elbette örneğimiz birkaç dilbilgisi kuralı da içermektedir. Bunlardan biri: İngilizce'de herhangi bir anlamına gelen "a" veya "an" ön sözcükleri. Bu ön sözcüklerin kullanımı öğrenciye doğru olarak aktarılmazsa öğrenci sadece bu cümleyi ezberlemiş olur. Bilgi öğrenciye en kolay anlayabileceği şekilde (ki Türkçe burada çok doğru bir tercihtir :) ) aktarılmalı ve öğrencinin "biliyorum" duygusuyla bir sonraki adımı atmaya yüreklendirilmesi gerekmektedir.
Öğrenmenin fiziksel yaşla ilgisi olduğu düşünülse bile istek bunun önüne geçer. Çünkü öğrenmenin zeka yaşı yoktur. Duygusal yaşı vardır. Duygusal yaşı da isteklerimiz belirler.
Bu gerçekler yıllar süren çalışmalar sırasında ispatlanmış ve Gulumsmile kitabı da bu gerçekler ışığında sizlere İngilizce'yi öğretmek için hazırlanmıştır. Siz de bu İngilizce'yi öğreten başucu kitabını alarak kolay bir şekilde ve keyifle İngilizce öğrenebilirsiniz.