“Anadili sayesinde ikinci bir dili kucaklayabilmesi ve İngilizce’ yi altyazısı olmadan kullanabilmeyi öğretme yöntemi.. G.K ”
“Kişi öğrenirken veya öğretirken üretmiyorsa asla orada heyecan ve sevinç yoktur. Sonucunda hedef için umut beslenemez. G.K”
“Üretmek için farklı şeylerin olabileceğini bunun çalışmayla bulunacağını akıldan çıkarmamak gerekir. G.K”
“ Öğrendiklerini bir başkasına öğretirsen ömür boyu senin olur aksi takdirde unutulmaya terk edilmiş bilgiler olur. Paylaşım daima bilgiyi canlı ve heyecanlı tutar. G.K”
Kimse konuşarak doğmaz ama öğrenerek konuşur… Çocukların bir dili öğrenirken geçirdikleri aşamalara bir göz attığımızda; dil öğreniminin öncelikle dinleyerek, sonra uygulayarak oluştuğunu görebiliriz. Yetişkin ise dinleyerek, yorum yaparak, karşılaştırarak kısaca mantık yoluyla öğrenir. Dili keşfetmek o kadar zor değil aksine zevkli çünkü bir yerden sonra “Düşündüklerimi nasıl söylerim heyecanı başlıyor. Yetişkinin öz denetimi fazla olduğu için kurduğu cümle bozuksa kimsenin demesine gerek yok o zaten bir tuhaflık olduğunu hemen farkediyor. Buna “yorumlamalı kullanım” diyebiliriz. “Burada şunu kullanmalıydım ya da keşke bunu bilseydim daha güzel cümle kurardım.” gibi…
Tabi ki bir dili öğrenmek bir yere kadar o dilin anadil olarak konuşulduğu kültür hakkında da bilgi edinmeyi gerektirir ama bu bir zorunluluk değildir. Önemli olan bireyin bulunduğu veya bulunacağı ortamda İngilizce vasıtasıyla iletişim kurabilmesidir. Bu nedenle çoğu zaman yıllardır yurt dışında hazırlanarak yüksek ücretlerle satılan kitaplardaki yabancı kültür öğrencilerin dil öğreniminden soğumasına neden olabilmektedir. Ne öğrenirseniz öğrenin bu sizin dünyanızda yer bulamazsa anlamsız olur.
İnsanı en çok yakını anlar. Türkçe ile İngilizce arasında mükemmel bir uyum için onların elele anlaşarak geçinmelerini ancak her iki dilinde bilincinde olan insanlar anlar. Amaç iki bilinmeyenli denklem olmaktan çıkarıp onları doğru zeminde sağlam bir yere oturtmak. ANA dilin önemi büyük çünkü zeminde ana dili olan insan üstüne kaç kat dil çıkmak istiyorsa çıkabilir. Zemin kötüyse ne kadar iyi olabilir ki çıkılan katlar? Bunu içinde iyi bir kitap araç olabilir ama hiç bir kitap iyi bir öğretmenden iyi değildir. İyi bir öğretmenle aynı ortamı paylaştığınız öğrenme çok daha verimli olmaktadır.
Bazı kişiler bir dili öğrenmenin en iyi yolunun yurt dışına giderek yerinde öğrenmek olduğunu sanır. Oysa alt yapısı olmadan giden birisinin bunun öğrenmenin yolu değil de yolunmanın yolu olduğunu kavraması çok kısa sürede olur.
Oraya gidip 3 ay kalıp hatırı sayılır para ödeyip kurslara katılan titiz ve çalışkan bir öğrencimin ders notlarına baktımda içim acıdı. Hala onları saklıyorum verilen dersler sanki alt yapısı hazırmış da oraya pratik yapmaya gitmiş biri gibi her daldan çalınan müzik olayı misali kafa karıştırıcı.Bir düzen bir sıra olmadan akıllarına geldiği gibi daldan dala Semra hanımın lafı gibi. J))) Ne dilbilgisi olarak
ne de konu olarak birbirleriyle alakası olmadan işlenen derslerle sanki dalga geçer gibi.
Tabi ki İngilizce öğrenmek için yurt dışına gidilebilir ama öncelikle mutlaka temel öğrenilmeli. Altyapı sağlam olduktan sonra pratik için yurt dışına da gidilebilir, internetin sağladığı farklı platformlar da kullanılabilir. Sonuçta internette artık görüntülü ve sesli iletişimi mümkün kılan pek çok program var.
“Öğretim ve öğrenim pikniğe benzer…Topluca söylenen şarkılar ve oynanan oyunlar gibidir…Süre ne kadar kısa olursa o kadar etkili olur.” G.K
“İngilizce eğitiminde hedefi belirlemek ilk adımsa, yöntemi görmek de amaca koşmak demektir…”G.K
Incoming search terms:
- ingilizce
- öğrenmek
- ingilizce öğrenmek
- ingilizce ogrenme
- öğrenim yolları
- ingilizce resim
- ingilizce öğrenme yolları
- ingilizce öğrenen çocuk
- ingilizce resimler
- englısh

