Öğrenme olayında en önemli etken merak ve gereksinim duygusudur. Çoğu insan yaşamda ihtiyacı olan şeyleri sağlamak ve diğer insanlarla iletişim kurmak için dil öğrenmek zorundadır. Öncelikle aileden edinilen dil miras gibidir. Doğru olarak eğitimle ve ona paralel okuma- yazma gibi etkinliklerle pekişmezse cılız kalır. Bunu da insanlar konuşurken kendilerini açık ve akıcı bir şekilde ifade edebilirlerken diğerleri konuşurken sözcük bulmada sıkıntı çekmelerinden anlarız. Dil sadece bilgiyle orantılı bir etkinlik değildir. Kişisel özellikler de dilin kullanımında önemlidir. Örneğin: utangaç veya içe dönük kişiler dilde zorlanırlar. Toplumsal ayıplanma veya korku kişilerin doğru ve güzel konuşmasını engeller.
Ana dil edinilirken ortam gereken her şeyi hazırlar doğal olarak dinleme dinlerken de konuşmayı deneme dönemi başlar eğer ailede dil doğru kullanılıyorsa öğrenen açısından bir sorun yok demektir. Zaman zaman düzeltmeler, hatırlatmalar yapılarak dili düzgün kullanıma öğrenici yönlendirilebilir.
Kitap okuma , farklı yaş ve meslek gruplarından insanlarla konuşma ve onaylanma kişinin sahip olduğu dili geliştirmesinde büyük rol oynar. Bilinçli olarak bir dili kullanmak ise dilin nasıl bir dil olduğunun farkında olmakla başlar. Bu da diğer yabancı dil öğrenimlerinin temelidir.Türkçenin 2. dil öğrenmede faydası çoktur. Hiç Türkçe konuşmadan İngilizce öğretildiğinde insanlar her an Türkçe düşünürler. Örneğin: Masaya bakarak “This is a table.” cümlesini kuran bir öğretmen öğrenciyi “Masaya table diyorlarmış. Ya da masanın Türkçesi table” düşüncesinden engelleyemez. Bu sadece sözcük öğrenmeye girer. Oysa İngilizce de bulunan ön sözcüklerden ve herhangi bir anlamına gelen “a veya an” ön sözcüklerin öğrenilmesi dilbilgisi olayına girer. Bu doğru olarak kavranılmazsa dil içinde nerede kullanılacağı konusunda bir boşluk yaratır.
Kafayı karıştırmak yerine dil içinde önemli görevleri olan sözcükleri yerine oturtmak ve korkmadan diğer bir deyişle kendinden emin bir şekilde bunu kullanmak herkesin hayali. Kitaplarda ezberletilen cümlelerin yaşamla ne kadar ilintili olduğu da bir gerçek bunu göz önüne aldığınızda “neyi ne kadar anlatabilirim “ kaygısı başlıyor. Biraz olsun dil bilenlerde bile “Acaba anlamadığım bir şey sorarsa nasıl cevap verebilirim, bu işte mahcup olma falan var.” gibi gereksiz tereddütler yaşıyorlar oysa bir şekilde karşınızdaki de boş durmuyor anlayabilme yolları arıyor veya çalışıyor. Öğrenmenin fiziksel yaşla ilgisi olduğu düşünülse bile istek bunun önüne geçer. Çünkü öğrenmenin zeka yaşı yoktur…Duygusal yaşı vardır…Duygusal yaşı da isteklerimiz belirler.
Incoming search terms:
- öğrenme
- dilsel zeka
- ingilizce fiziksel özellikler
- dil öğrenme
- dil ögrenimi
- ingilizce insanın fiziksel özellikleri
- ingilizce yazılar
- etkili ogrenme yolları
- ingilizce öğrenimi
- dilsel

